13 Haziran 2008 Cuma

10 Haziran 2008 Salı

benim atam bir bukalemun olsa gerek

bugün kendimden bahsedesesim var. neden bilmem kendimi bir bukalemuna benzetirim.
hiç kendinizi gözlemlediniz mi? aynadan bahsetmiyorum şöyle ruhunuz sanki semalara yükselip kendinize şöyle baktınız mı merak içinde ben neyim nasıl davranırım diye.
işte o insanlar kendilerini iki defa aynı durumda göremezler. bende kendimi hep farklı bir şekilde gördüm o semaya her çıktığımda hep farklı bir yüze sahiptim bünye bana ait olsada...
eğer kendimden çeşitli şekillerde yada renklerden bahsediyorsam bunun nedeni kendime çeşitli şekillerde gözlemlememdir. kendimi incelediğim bakış açısına göre bir çok rengi barındırıyorum, utangaç ve küstah, yalın ve uçarı, geveze ve sessiz, etken ve bitkin, zeki ve anlayışsız, somurtkan ve neşeli, yalancı ve dürüst, bilge ve cahil, savurgan ve cimri...
eğer sizde kendinizi kendinizden soyutlayarak gözlemlerseniz sizdede bu renk zıtlığı içindeki curcunanın olduğunu göreceksiniz. benim kadar renkli olmasada sizinkşlerde hayli renklidirler eminim ki.
bu renkler en az kimde vardır biliyormusunuz? 10urlu bir insanda çünkü 10ur kendi rengine sahiptir ve o renk asla kamufle edilemez çünkü o yalnızca kendi yolunu izlemek ister başka bir amaç için onun rengine büründüğümüzde o rengin üstüne hemen sağnaktan boşanırcasına bir yağmur yağar ki buda alttaki rengi ortaya çıkartır. eğer bir insanın içnde 1our duygusu varsa hiç bir yağmur hiçbir kuvvet onu oradan çıkaramaz o öyle güçlü bir renktir ki onu sildiğimizde ruhumuzdanda bir parça koparmış oluruz.
işte bu yüzden bir insanı değerlendirmek için sahip olduğu renklere uzun süre bakmak gerekir. eğer davranışları aynı kararlılıkta sürüp gitmiyorsa eğer olaylara göre yol değiştiriyora bırakın yoluna devam etsin çünkü o kendini akıntıya bırakmıştır nerden mi biliyorum çünkü bende o akıntının içindeyim uzun zamandır.
son olarak bendeki bu renk curcunasıyla benim atamın bukelamundan farklı bişey olma ihtimali varmıdır acaba...

bostan tarlasına dalan eşşek

kim soktu bu karpuz kapuğunu benim aklıma?
o densiz bilmez mi ki bende ki bu açgözlülük oldukça o karpuz kabuğunun geldiği yere gitmeden o bostan tarlasını talan etmeden ben rahat edemem.
ey ahali! edebiyat dediğin nedir ki insanın insana duygularını en etkili şekilde anlatması değil mi o vekit ben neden imla kurallarına uymak zorundayım ya da yazdıklarımı başkalarının edebi dediği, benimse bir türlü şifresini çözemediğim o enigma tarzı yazılarla belirtmek durumundayım.
başkaldırıyorum! ben böyle olmayacağım işte burada duygularımı en saçma en ilgisiz konular hakkında düşüncelerimi benim için en anlamlı şekilde anlatacağım ki eşeğin aklına karpuz sokanlar, artık bostan tarlasını korumak zorunda olduğunu anlasınlar.
şimdilik imla kuralları adındaki nadide karpuz kabuğuyla yetiniyorum
arkası masal....