Biz tanrının var olduğunu yada var olmadığını bilmediğimiz için bir kumarbazın at yarışına başlamadan veya poker oynarken kağıtlar henüz dağıtılmamış olduğu zamanki durumuyla tam tamına aynı konumda bulunmaktayız. Öyleyse inanıp inanmamaya karar vermek için yapmamız gereken şey bir kumarbazın yapmasını yapmak ve ihtimalleri ve bu ihtimallerin getiri ve götürülerini hesaplamaktır. Her kumarbaz gibi bizde en az kaybetme ihtimalini en büyük kazanç ile birleştirebilmeliyiz. Öyleyse bir kumarbazın düşünce yapısını tanrının var olması dilemmasına uyarlarsak önümüzde 2 olasılık ve 4 durum çıkacaktır: tanrının var olması olasılığı ve bizim ona inanma ve inanmama durumumuz ile tanrının var olmama olasılığı ve bizim ona inanıyor veya inanmıyor olma durumumuz.
Tanrı varsa ve biz ona inanıyorsak kazancımız sınırsız hazlar içinde geçecek sonsuz bir yaşam, kaybımız ise bu dünyada dilediğince hiçbir sıkıntıya yaşama durumudur. tanrı varsa ve biz ona inanmıyorsak ise getirisi rahat ve endişesiz bir hayat ama bize bu rahat hayatın mal olduğu şey ise sınırsız acılar içinde geçecek sonsuz bir hayat olacaktır.
Tanrı yoksa ve biz ona inanıyorsak neredeyse hiçbir kazancımız olmayacak kaybımız ise bu süre boyunca yaşayabileceğimiz sonsuz hazlardan vazgeçmek olacaktır. tanrı yoksa ve ona inanmıyorsak ise dünyevi hazları yaşamış bir fani olarak yok olup gideceğiz bu durumunda dünyevi hazlardan başka bir getirisi de olmadığı aşikardır.
Bir kumarbaz olarak bana ilk durumun getirisi ve götürüsü çok fazlaymış gibi gelmektedir ve bende en fazla gelir hayaliyle doğal olarak ilk olasılığa odaklanmaktayım ve tanrının var olması ve benim ona inanma durumum sonucu elde edeceğim sınırsız kazanç benim bütün paramı bu olasılığa yatırmam gerektiğini açıkça ortaya çıkarıyor.
Normalde kazanan kumarbazlar taktiklerini diğerlerine açıklamazlar ama onların kazandıkları sınırsız değildir benimse kazancım sınırsız olduğu için bu kumarda izlenecek yolu size açıklamakta hiçbir beis görmemekteyim...