23 Temmuz 2009 Perşembe

Hedefe değil , sürece odaklanmak...




Aslında ilk bakışta '' Hedefe odaklanmak '' kulağa daha mantıklı geliyor ancak bunu tam anlamıyla yaptığınızda hedefe giden yoldaki süreci ve onun öğelerini görememek büyük tuzak haline geliyor. Keza bu sürece ait öğeler , aslında sizin hedefe ulaşmak için yapmanız gerekenleri içeriyor. Tıpkı bir tünelin çıkışındaki ışığa odaklanıp gözlerinizin karanlığa karşı hassaslaşması ve ışığa giden karanlık yoldaki tabelaları , taşları , çizgileri görmemesi gibi.


Bugün bir çok kereler bu hataya düştüğümüz oluyor. İnsanoğlu kolayı , tembelliği seviyor. Hele ki bu zamanda...


Oysa ki hayat her daim zoru istiyor. Ne vakit zora talip olup onu aşsanız o vakit muvaffak oluyorsunuz.

Bu adil ve adil olduğu kadar da ilginç denge beni şaşırtıyor.

Çok bilmiş gibi gözükmeyi sevmem , okuduklarımın sözcüsüyüm. Eğer çok para kazanmaya odaklanırsanız muhtemelen bunu başarmanız zordur. Odaklanmak gereken şey , çok para kazanmak değil , onun gerektirdiklerinin üstesinden gelmek.


Hepimiz okul hayatında derslerimizi bir bir verip bir anda diplomamıza kavuşmak istiyoruz. Ancak düzen böyle demiyor.


Bir çoğumuzun aklında okuldan işe , özel hayattan hobilerimize kadar bir çok mevzuda direk sonuca ulaşma arzusu yatıyor. Çoğu zaman '' Bunun böyle olması için ne yapmam gerekiyor ? '' diye kendimize sormayı unutuyoruz.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

başkaları gibi...

Bizler vicdani baskalarindan ogrenmek zorunda degiliz. Ogrenemeyiz de. Vicdanimiz ya vardir ya yoktur. Kimse kimseye vicdani ogretemez, varligini sorgulayamaz. Bilemez. Bizler nasil konusmamiz gerektigini kimseye soramayiz, sormamaliyiz. Kimse gelip ogretemez, ogretmemeli de. Beyin düsünür, dil döker. Bir baskasi, baskalari bunlara hükmedemez. Bizler zulum edemeyiz. O nedenle ya da bu nedenle, bizden gucsuz ya da guclu, hakediyor diye ya da nedensizce, sahipsiz diye kimseye, hicbir canliya zulmedemeyiz, baskalari etse de. Bizler gormemezlikten gelemeyiz. Yanimizdan gecen dostlari, bize ihtiyaci olanlari, el uzatilmayi bekleyenleri görmemezlikten gelemeyiz. Sorulmasi da gerekmez, beklenmez de, bizler adim atmak icin sendeleyecek insanlar degiliz, olmamaliyiz. Bizler calamayiz, ve dahi cirpamayiz da. Baskasinda var diye aynisindan sahip olmak icin calamayiz, baska amaclar icin de calamayiz ama hepsinin bitmek tukenmek bilmeyen sahip olma arzusuna hizmet ederligini unutup sadece calmak icin de calamayiz. Bizler bile bile, sonrasinda agzimizda pismanlik tadi yaratacagini bile bile pislige bulasamayiz. Bizler, yani tam olarak orada duranlar, buradakiler ya da beridekiler; temiz kalmak, pislige batmamak ve kötülesmemek zorundayiz. Baskalari gibi olmak zorunda degiliz, onlar oluyorsa bize ne...

19 Temmuz 2009 Pazar

İŞsizLİK

İŞsizLİK başa beladır:
*Hele evde siz uyumaya hazırlanırken , işe gitmek için kalkan biri varsa...Ve onunla gözgöze gelirseniz. Ya da duymasın diye uyuyor numarası da yapılabilir. Anneler anlar ama çaktırmazlar. Menejer oyanarsınız , dünyalar şampiyosunuzdur , saat 6 olmuştur , millet işe gitmektedir. İçerden kahvaltı kokusu gelir , peder beyin arko kokusu ..
*Şerefsiz Türksel sabahın körü mesaj atar. Yok bilmemne-cell 10 dakkası 0.4 kontür diye. Acaba iş görüşmesi mi diye heyecanlanırsınız.
* Algıda seçicilik heralde , ana haber bültenlerinde hep "işşizlik temalı" haberler çıkar. Gene ana yüreği "bu halimize de şükür" yorumları yapar.
*Anneler iyi niyetlidir ama olmadık işler bulurlar . "Şu banka eleman alıyormuş" . Aranan özelliklerin 4 tanesinden 1 i tutmasına rağmen yine de başvur derler.
* İşsiz olduğunu bilmelerine rağmen , devamlı üzerine gelen , gereksiz espriler yapan , kadın cinsel organı oğulları vardır. "Ooo beyimiz uyanmış , karpuz bile yata yata büyürmüş , gençsiniz olum gidin ekmeğinizi taştan çıkartın"
* İş arama siteleri başlı başına moral bozar. Elinizde belirli bir altın bilezik ya da spesifik bir diploma yoksa binlerce ilan arasında hayallere dalarsınız. Hele tekrar tekrar cv yapmak.
* Anneleri söyledik peki ya babalar. "Çok iyi arkadaşım" dedikleri adamlar başlarından savarlar sizi. "Hamili kart yakinimdir" diye kart veren tipler " bi cv sini yollasın bakalım" diye geçiştirirler. "Kriz zamanı tam adam almıyoruz ama havuzumuza atalım ilk fırsatta çağırırız" İlk fırsat dedikleri yaz mevsimi ise "kışa doğru işleri açılınca" kış ise "bahara doğru işler açılınca" dır
* Bir yere çıkayım dersiniz , maddi durum yoktur.Bunu sezen ve gören arkadaşlarınız sağolsunlar ısmarlamaya kalkarlar. Çok can sıkıcı bir durumdur. Hele yukarda bahsedilen "kadınlık cinsel organı oğlu" tipler olmuşlarsa can bildiğiniz dostlar :"Dur bizim bankada Hayri bey var, onun abisi oranın şefi , ben bi arayım , ayarlarız bişey", "İngilizce şart. Hatta o bile yetmiyo Almanca. Hele hele Rusça olsa . Şimdi Çince çok geçerli", " En güzelini yapıyosun , bak ben 3.5 milyar alıyorum , yemin ediyorum rezalet , tatili özledim"
(Belki bu buhranlı dönemlerin en iyi yanı bu , insanların iç yüzünü göstermesi)
* İnsanın kendine yatırım yaptığı bir dönemdir ayrıca. Aile dırdırından , etraf bakışlarından kurtulmak için kabuğuna çekilirsin. O kabukta entellektüel bakışın gelişir. Bir yönetmenin tüm filmleri veya bir yazarın tüm kitapları biter belki.
* Uzun yürüyüşler en iyi gelen şeylerdendir. Hem dükkan vitrinlerine bakar "bizimle çalışmak istermisiniz?" yazıları aranır.
* "En güzeli devlete kapağı atacaksın" nasihatlarının ardı arkası kesilmez.
* "X den sonra" cılar vardır. Size yardım edecektir ama askere git gel öyle ondan sonra bakarız der. Kişiye ve yere göre "Üniyi bitir sonra bakarız , sen hele bi evlen sonra bakarız , sen hele bir ehliyetini al sonra bakarız.." diye gider.
* İnsan kendiyle fena halde hesaplaşır. Bu yüzden de özgüven eksikliği yaratır uzun süren işsizlik. "Bir işe yaramıyorum" hissi bir süre sonra "ne iş olsa yaparımcılığa" ya da " armutun sapı üzümün çöpçülüğüne" dönüşür ( Zaten ne kaldı ki)
* Pskoloji bozulunca insan temiziğe vurur kendini. Tüm dolaplar aşşağıya iner , bilgisayar fanları sökülür . Dolaplardan çıkan eski eşyalar fena halde moral bozar ( Çözülmemiş , üzerinde kadro yapılmış öss testleri , edütten kaçıp gidilen maç biletleri...v.s) Bu pskoloji bozukluğu ile şahane arşivler çöpe atılmıştır kızgınlıktan.
* İşe yarayan diğer bir özellik hobi kazanmaktır. Kafa dağıtmak için girişilen bir uğraş hayatınız olur. Belki o işi meslek haline dönüştürmek bile geçer içinizden.