23 Temmuz 2009 Perşembe

Hedefe değil , sürece odaklanmak...




Aslında ilk bakışta '' Hedefe odaklanmak '' kulağa daha mantıklı geliyor ancak bunu tam anlamıyla yaptığınızda hedefe giden yoldaki süreci ve onun öğelerini görememek büyük tuzak haline geliyor. Keza bu sürece ait öğeler , aslında sizin hedefe ulaşmak için yapmanız gerekenleri içeriyor. Tıpkı bir tünelin çıkışındaki ışığa odaklanıp gözlerinizin karanlığa karşı hassaslaşması ve ışığa giden karanlık yoldaki tabelaları , taşları , çizgileri görmemesi gibi.


Bugün bir çok kereler bu hataya düştüğümüz oluyor. İnsanoğlu kolayı , tembelliği seviyor. Hele ki bu zamanda...


Oysa ki hayat her daim zoru istiyor. Ne vakit zora talip olup onu aşsanız o vakit muvaffak oluyorsunuz.

Bu adil ve adil olduğu kadar da ilginç denge beni şaşırtıyor.

Çok bilmiş gibi gözükmeyi sevmem , okuduklarımın sözcüsüyüm. Eğer çok para kazanmaya odaklanırsanız muhtemelen bunu başarmanız zordur. Odaklanmak gereken şey , çok para kazanmak değil , onun gerektirdiklerinin üstesinden gelmek.


Hepimiz okul hayatında derslerimizi bir bir verip bir anda diplomamıza kavuşmak istiyoruz. Ancak düzen böyle demiyor.


Bir çoğumuzun aklında okuldan işe , özel hayattan hobilerimize kadar bir çok mevzuda direk sonuca ulaşma arzusu yatıyor. Çoğu zaman '' Bunun böyle olması için ne yapmam gerekiyor ? '' diye kendimize sormayı unutuyoruz.

Hiç yorum yok: