8 Ağustos 2008 Cuma

İNSANOĞLUNUN KENDİSİYLE YÜZLEŞİSİ ÜZERİNE

Ne kadar zor değil mi kendinle yüzleşmek?Kendinle ne zaman yüzleşeceksin?İçindeki vicdan mahkemesinin boş koridorlarında adımlarının yakalanmasına ne zaman izin vereceksin? Kendi kalemini ne zaman kıracaksın bir hâkim gibi? Savcılığa soyunup kendini ne zaman dava edeceksin? Ne zaman çıkaracaksın üstündeki avukat cüppesini? Ne zaman karşına oturtacaksın kendini? Kimse sonsuza kadar haklı olamaz ki... Neden yapmadın? Yapmadın mı bunların hiçbirini? ‘Yanlış yaptım,’ ‘Hatalıyım,’ ‘Özür dilemeliyim’ diye en son ne zaman geçirdin içinden? Haksız olduğunu hiç değilse kendine ne zaman itiraf ettin?Ne zaman ‘Ben aslında yalan söylüyorum’ dedin? En son ne zaman yüzleştin kendinle?Seninle ilgili bütün gerçekleri bilen gözlerinden gözlerini kaçırırken mi yani?Bu sabah aynaya bakarken mi?Söylesene en son ne zaman yakaladın kendini? Onun sesini nasıl bastırıyorsun peki?Ama vicdan hiç susmaz ki… Vicdanın da mı susuyor senin gibi? Uykun kaçmıyor mu başını yastığına koyduğunda gece? Huzursuzlanmıyor musun günün orta yerinde durup düşündüğünde? Hiç sormuyor musun kendine, ‘Bir insan hep haklı olabilir mi’ diye?Aynada gözlerini gözlerinden kaçırmak rahatsız etmiyor mu seni? Kendini başkalarından saklamaktan, yalanlarının, haksızlığının ortaya çıkacağı korkusuyla sürekli tetikte durmaktan yorulmuyor musun? Bu yüzden mi var gücünle hedef bellediklerine yükleniyorsun? Bu yüzden mi hiç geri adım atmayı bilmiyorsun? Bir nedenden ötürü kıskandığın kimselerin üstüne bu yüzden mi bu kadar yükleniyorsun? Kıskançlık mı seni böylesine saldırganlaştıran?Bırak yüksek sesle söylemeyi, kendine bile sessizce itiraf edemediğin, sadece gövdenden parmak uçlarına beynine zehir gibi yayıldığını hissettiğin o sarsıcı duygu mu bütün bunları yapmana neden olan? Kıskançlıktan mı yoksa bu tahammülsüzlük? Başkalarının haklılığına neden tahammül edemiyorsun? Neden hep haklı çıkmaya çalışıyorsun? Sırf, bir uçan balon gibi kontrolsüz yükselen egon tatmin olsun diye birilerini yalancı çıkarmak seni rahatsız etmiyor mu? Yani adaletsiz davranıyorsun. Yani haksızlık yapıyorsun. Haksız olduğun halde haklı çıkmaya çalıştığın her defasında, haklı olan birilerine kara çaldığını biliyorsun aslında. Hata yaptığını yanlışa düştüğünü itiraf etmemek, birilerinden özür dilememek, hep haklı çıkan kişi olmak, kuyruğu ne olursa olsun dik tutmak için olağanüstü bir çaba harcıyorsun. Gerçek olduklarına kendini bile inandırdığın yalanlarının üstünü, iftiralarla kardığın o gülünç harçla sıvamaya çalışıyorsun. Kendi avukatlığını yapmaya, bütün delilleri lehine kullanmaya, sahte deliller yaratmaya, gerekirse bazılarını karartmaya, ne olursa olsun her hal ve şart altında kendini aklamaya alışmışken, kendi hakkında dava açan bir savcıya, gözünü kırpmadan kendi kalemini kırabilen bir yargıca dönüşmek zor geliyor sana değil mi?

Hiç yorum yok: